|

YAŞAM FELSEFESİ, İNANÇ VE ÖĞRETİSİ:
Hacı Bektaş Veli'nin 13.yüzyılda temellerini attığı ve günümüzde de
geçerliliğini koruyan düşüncelerinin ışığını; O'nun (yada O'na
atfedilen) şiirleri ve özdeyişlerinde; hakkında anlatılan
söylencelerin satır aralarında buluyoruz. Bu şiir ve özdeyişlerle,
söylencelerin satır aralarında; Hacı Bektaş Veli'nin, sevgi,
eşitlik, tanrı, din, paylaşım, hoşgörü, bilim, eğitim gibi
kavramlara bakışını yakalıyoruz. Felsefesini insan sevgisi, hoşgörü,
paylaşım ve toplumsal eşitlik ilkeleri üzerine
oluşturduğunu görüyoruz.
Hacı Bektaş Veli’nin, Hoca Ahmed Yesevi Dergahı’ndaki eğitim ve
öğrenimini tamamladıktan sonra; 12. ve 13. yüzyılın savaş ve kargaşa
ortamında, barışın simgesi olan bir güvercin donuyla Anadolu'ya
geldiği söylencesi oldukça anlamlıdır.
(Velayetname'de her ne kadar Hacı Bektaş Veli’nin Hoca Ahmed
Yesevi’den emanetlerini aldığı ifade edilerek, Hacı Bektaş Veli onun
çağdaşıymış gibi gösterilmekte ise de, aslında ikisinin yaşamı
arasında bir asırlık fark vardır. Bu ilişki, sadece manevi bir
ilişkidir.) Anadolu’ya
geldiğinde, mazlumun ve yoksul Anadolu halkının safında yerini alan,
bir süre Amasya’da Baba İlyas'la birlikte hizmet veren Hacı Bektaş
Veli; daha sonra güvercin donunda Sulucakarahöyük’e, bugünkü
Hacıbektaş ilçesine yerleşerek, Anadolu insanının yaşam biçimleri,
inançları ve kültürel değerlerinin sentezinden oluşturduğu, Anadolu
Alevi ve Bektaşi inancını ve yaşam felsefesini burada yeşertmiştir.
Hacı Bektaş Veli'nin, savaş yerine barışı; düşmanlık yerine
dostluğu; kin yerine sevgiyi ve hoşgörüyü benimseyen, hümanist
bir anlayışa sahip olduğunu görmekteyiz.
Bir çok medeniyetlere evsahipliği yapmış olan Anadolu; 13.yüzyıldan
itibaren, Hacı Bektaş Veli'nin
"düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu",
"nefsine ağır geleni kimseye uygulamayınız"
,
"eline, beline, diline sahip ol"
,
"yetmişiki milleti bir gör"
anlayışı ile yoğurulur.
"Yolumuz, ilim, irfan ve insanlık sevgisi üzerine kurulmuştur"
diyen Hacı Bektaş Veli; öğretisinin temel ilkelerini oluşturan
bu dizeleriyle, günümüz insanının ulaşmaya çalıştığı hedeflere
işaret ettiği anlaşılmaktadır.
Hararet nardadır, sac'da değildir,
Keramet baştadır, tac'da değildir,
Her ne arar isen, kendinde ara,
Kudüs'te, Mekke'de, Hac'da değildir.
diyen Hacı Bektaş Veli, her şeyi insanda arayan; Hakk’ı kendi
özünde, kendi özünü Hakk’ta bulan anlayışıyla, sevgiyi ve bilimi
kendisine rehber kılmıştır. Hacı Bektaş Veli’ye duyulan ilgi, saygı
ve sevgi, Alevi-Bektaşi öğretisinin temelini oluşturan
İnsan-Tanrı-Doğa sevgisine dayanan hümanist yaşam felsefesi
ve öğretisinden kaynaklanmaktadır. O'nun anlayışında dinin kaynağı
tanrı korkusuna değil, tanrı sevgisine dayanır.
"Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır",
" kadınları okutunuz",
" okunacak en büyük kitap insandır"
diyen Hacı Bektaş Veli, inancı hurafelerden arındıran; akla, mantığa
ve sevgi temeline dayandıran; kadın ve erkek eşitliğini savunan ve
döneminde Hatun Ana (Kadıncık Ana) önderliğinde kurulan Anadolu
Bacıları teşkilatına büyük destek veren bir düşünce adamıdır. Halk
kültürüne ve eğitimine önem veren; üretimde ve paylaşımda sosyal
adalet ilkesini benimseyen;
"insanın alnı açık ve cesur dolaşması için her şeyden önce adaletli
olması gerektiğini"
savunan bir düşünürdür.
Hacı Bektaş Veli Dergahı, Alevi-Bektaşi inancının bir merkezi olduğu
gibi; sosyoekonomik, kültürel ve politik dayanışmanın da bir merkezi
olmuştur. Bir kültür merkezi olan bu dergahta, halkı aydınlatacak ve
halkın sorunlarıyla ilgilenecek dervişler, mürşitler, dedeler,
dede-babalar yetişmiştir. Ahi kurumlarıyla (meslek loncalarıyla)
birlikte, çeşitli meslek dallarında eğitim verilmiştir.
"Hiç bir milleti ve insanı ayıplamayınız!"
diyen Hacı Bektaş Veli; Anadolu’nun sosyal, siyasal, ekonomik, etnik
ve dinsel yapısını dikkate alarak, sevgi ve hoşgörü kültürünün
temellerini atmıştır. Uygarlıklar beşiği Anadolu’nun zengin kültür
mozaiğini, bozmadan; parçalamadan; farklılıklarıyla; sevgi ve
hoşgörü temelinde biraraya getirerek ve
tasavvufla yoğurarak, Anadolu Alevi ve Bektaşiliği'nin doğmasına
öncülük etmiştir. Farklı dillerden, farklı kökenlerden ve
kültürlerden gelen insanları bir bilen; ceylanla arslanı dost olarak
kucaklayan, bu anlayıştır. Bu anlayışın, Evrensel İnsan Hakları
Beyannamesinde ifade edilen düşüncelerin temeli olduğu; günümüz
insanının, hala bu anlayışa ulaşma çabası içinde olduğu yadsınamaz.

kaynak:Hacıbektaş WEB |